Sözlerime başlamada önce değerli okuyuculardan cahilliğimi bağışlamalarını diliyor, engin hoş görülerine sığınıyorum.
Türkiye genelinde 20 Ocak’tan itibaren 10 gün süreyle elektrik kesintisi veya kısıtlaması nedeniyle üretim yapan fabrikalar durdu. İlgili dağıtım şirketleri üretim yapanları bir daha elektrik vermemekle tehdit etti.
Sebep nedir?
BOTAŞ ve TEİAŞ’nin açıklamalarından anladığımıza göre İran’dan gelen doğalgaz boru hattında, İran tarafında arıza olduğu, bu nedenle de İran’ın gazı kestiği, buna bağlı olarak da doğalgaz ile çalışan termik santrallerin üretim yapamadığıdır. Tabii yeterli elektrik üretimi olmayınca bir yerlerden kısmak gerekti.
Elektrik Mühendisleri Odasının sayfasında “ENERJİMİZİ YURTDIŞINDA BİR VANAYA BAĞIMLI HALE GETİREN POLİTİKALARA İTİRAZ EDİYORUZ” başlığıyla bir açıklama yayınlandı. Doğrular mı, yanlışlar mı, haklılar mı, haksızlar mı? Bir yorum yapmıyorum. Yorumu siz okuyucularımıza bırakıyorum.
Bazı sivil toplum kuruluşları Nükleer Santrale karşılar. Nükleer denilince hemen “Çernobil” diyorlar. Doğayı tahrif ettiği iddiasıyla HES’e karşılar. Kuşların ölümüne sebep olduğu için RES’e karşılar. Ama elektrik kesintisine de karşılar.
HES, su varsa yani baraj doluysa üretim yapar. Kuraklık olduysa mevsiminde yeterli kar ve yağmur yağmadıysa verim düşer.
GES’ler güneşe bağlı, güneş varsa enerji var, yoksa yok. Gece güneş yok. Hava bulutluysa hatta güneşin doğuş ve batışında bile gelen ışınların açısına bağlı olarak verim düşüktür. EİE verilerine göre güneşlenme süresi günlük ortalama; 7.2 saattir. Bu da 108 tam güne eşittir. Verimleri panel tipine göre değişmekle birlikte % 15-20 arasındadır. Türkiye şartlarında güneşlenme süresi; kışın 5 saat, sonbaharda 7 saat ve yazın 11 saattir. GES’lerde üretilen enerji lineer değil paraboliktir.
RES’ler rüzgâra bağlı, rüzgâr belli seviyede eserse üretim var. Belli seviyenin altında veya üstünde eserse üretim durur. Rüzgâr santralının yıllık çalışma süresi yıllık 2.000-3.000 saattir Yani 3000 saat kabul edersek yılda 125 tam gün elektrik üretilir.
Dalga ve Gelgit yani Med – Cezir enerjisi ile elektrik üretimi var ama bizim denizlerimiz iç deniz olduğundan bu mümkün değil.
Okyanuslardaki gelgit olayında su seviyesindeki değişim miktarı 8 – 10 m bazı yerlerde ise 20 m’ye kadar çıkabilmektedir. Yapılan havuza, deniz yükselince vana açılarak su alınmaya başlar, bu arada türbin döner ve elektrik üretir. Havuzdaki su seviyesi deniz seviyesine yaklaştıkça üretilen enerji miktarı düşer. Deniz alçaldığında bu işlen tersine işler. Üretilen elektriğin miktarı lineer değil paraboliktir. Ayrıca 24 saatte 2 kere üretim olur. Sürekli değildir.

Geriye TES’ler kaldı. Yani “Termik Elektrik Santralleri”. Onlar da dışa bağımlı. Doğalgazı dışarıdan alıyoruz. Yaktığımız kömürün bile büyük kısmını ithal ediyoruz.
Pekiiii! Ne yapabiliriz?
Başlıkta söylediğimiz gibi “ENERJİ KESİNTİLERİ TÜRKİYE’NİN KADERİ Mİ?”
Şimdi diyeceksiniz ki buraya kadar cahillikle, bağışlanmayla ilgili bir şey göremedik. Evet, bundan sonraki söyleyeceklerim içindi o giriş.
Bendenizin naçizane bir görüşü var. Bu görüşümü 2000 yılından bu tarafa değişik siyasilere, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına, hatta bazı işadamlarına sundum. Ne geri dönen oldu ne de cevap veren. Herhalde benim görüşümü düşüncemi deli saçması buldular. Belki de haklılar.
1940 lı yıllarda bir Alman mühendis, Fırat nehrinin kıyısında “ Su akar, Türk bakar ” demiş.
Bana göre hala bakıyoruz. Boğaz(lar)ın kıyıları, kıyılarda etkilenebileceğimiz park, bahçe tarihi mekânlar, eğlence mekânları, kafeler, restoranlar ve çok sayıda gezip göreceğimiz ve keyif alacağımız yerler mevcut. Büyük paralar harcamadan boğaza karşı eğlenmek mümkün.
Şimdi;
Türkiye üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke. Karadeniz, Marmara, Eğe ve Akdeniz. Bunları da birbirine bağlayan iki boğaz, İstanbul Boğazı ve Çanakkale Boğazı var. Bu boğazlarda üstten Karadeniz’den Akdeniz’e doğru, alttan da Akdeniz’den Karadeniz’e doğru bir akıntı vardır. Bu akıntılar hemen hemen yılın 365 günü ve günün her saati akmaktadır. Akıntıların hızı üstte 6 – 7 deniz mili/saat, altta ise 3 deniz mili/saattir. (1 deniz mili = 1852,2 metre)
RES için 10 km/h ila 30 km/h rüzgâr hızı yeterli olmaktadır.
Boğazlardaki akıntı hızı ise üstte 11 km/h ila 13 km/h, altta ise 5,5 km/h’tir. Ayrıca suyun gücü rüzgâra göre 800 kat daha fazladır. (1 m3 hava1,225 kg, 1 m3 su 1000 kg deniz suyu daha ağırdır) Suyun akış hızı saniyede 1 – 1.5 m/s olsa bile türbini çevirip yeterli gücü üretebiliyor. Ben diyorum ki, boğazlara birkaç türbin koysak bunlardan elektrik üretsek Türkiye’nin enerji sorunu çözülür mü acaba?
Tabii bunun hesabını konunun uzmanı mühendisler yapacaktır. Türbinler kanatlı mı olur, helezon şeklinde mi olur, o konu yine bu konunun uzmanları tarafından tartışılır ve karar verilir.
İnternet sitelerinde yaptığım araştırmalara göre bu konuda bir araştırma yapıldığı ve olumlu sonuçlar alındığı Uludağ Üniversitesinin bir dergisinde yayınlanmış.
Yine Muğla ilinde bir firma yüzey akıntısından faydalanarak elektrik enerjisi üretimi için Aydın ilinde Büyük Menderes nehri çalışmalar yapmıştır.
T.C Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN, 2013 yılında, Başbakanlığı döneminde, 2023 hedeflerine adım adım yaklaştıklarını belirterek, “Artık ‘Su Akar Türk Bakar’ yok. ‘Su Akar Türk Yapar var” dedi.
Ben de buradan naçizane internetten edindiğim bilgiler ışığında kabaca bir hesap yaptım. Sayın Cumhurbaşkanımız veya yetkili, ilgili kişiler görür mü, duyar mı, ilgilenir mi bilemem. Bizden sadece söylemesi
Çanakkale boğazı;
Ortalama genişlik = 3000 m. Ortalama derinlik = 55 m
Üst akıntı 20 m., alt akıntı 20 m ve tampon bölge 15 m. Kabul edersek
Alt ve üst akıntının yüzeyi A=3000×20=60000 m2
Üst kısım uluslararası deniz yolu olduğu için alt akıntıya göre hesabımız,
Suyun akış hızı V=1,5 m/s
Hacimsel debi Q= AxV = 60000×1,5 =90000 m3 /s
Özgül enerji E = V2/2 = 2,25/2 = 1,125 J/kg
Suyun Gücü P= QxE = 90000×1,125 = 101250 kW ≈ 100 MW bu gücün %10 unu kullanabilsek 10 MW
İstanbul boğazı
Ortalama genişlik 2000 m.
Ortalama derinlik 60 m.
Burada da akıntı yüzeylerini 20 m ve akış hızını 1.5 m/s kabul etsek
Suyun gücü P= (40000×1,5) x 1.125 = 67500 kW = 67,5 MW bu gücün %10 unu kullanabilsek 6,5 MW
Bu değerler 1 nokta için.
Çanakkale boğazının uzunluğu 60 km, İstanbul boğazının uzunluğu 30 km.
Çapı d=10 m olan türbin kullansak
Türbin kesiti veya alanı =πd2/4=3×100/4 = 75 m2
1 saniyede geçen su miktarı = 75×1,5 =112,5 m3
Türbinden elde edilecek güç = 112,5x 1,125 = 126 kW.
Verimi %50 olsa ortalama 60 kW. Yan yana 10 adet koysak 600 kW.
Boğazların toplam uzunluğu 90 km. Her km de bu diziyi tekrarlarsak
600kW x 90 =54000 kW. Yani 54 MW/h elektrik elde edebiliriz diye düşünüyorum.
Enerji konusunda dışa bağımlı olmadığımız, enerji kesintilerini yaşamadığımız günler dileğiyle.
Akıntı enerjisi ile çalışan türbin örnekleri.




Yararlanılan Kaynaklar
Tarhan İ, Yücel M. Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dergisi, Cilt 24, Sayı 3, 2019
Hktm.com dalga ve akıntı enerjisi
İbrahimçayıroğlu.com
Muhtelif İnternet siteleri